Skip to content

Çırak Aranıyor (Niçin Üniversite Okumak İçin Israr Ediyorsunuz?)

Çoğu kişi üniversite okumakla elde edeceğini umduğu maaşı ve/veya sosyal statüyü kazanamayacağının farkında değil.

Özellikle Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ihtiyacı uzmanlık gerektiren ara mesleklerde insan kaynağıdır.

İş arama sitelerinde üniversite mezunlarına verilen maaş düzeyleri ile ara mesleklerde “vasıflı eleman” pozisyonundaki kişilere verilen maaş düzeyleri hemen hemen aynı.

O halde neden 1 yıl hazırlık+ 4 yıl üniversite eğitimi ve öğrenim kredisi borçlusu olmayı tercih ediyorsunuz?

Üniversite mezunları işe girebilmek için bir de yüksek lisans yapmak zorunda kaldılar. Bu ise yüksek lisans kredileri ile öğrenim borcunun 60-70 bin bandına yükselmesi demektir.

Meslek lisesi mezunu bir kaynak ustası 30 yaşına gelinceye kadar ayda 3000 TL alsa dahi (30-18= 12 yıl) x 12 ay x 3000= 432.000 TL gelir elde ederken üniversite bitirmiş, yüksek lisans yapmış biri karşısında “yarım trilyoner” olarak önde duruyor.

Üniversite bitireyim diyen gençlik yüksek lisansı da bitirdiğinde en az 70.000 TL borçlu iken, ailesi de bu genç arkadaşa yaklaşık her yıl asgari 1500×12= 18.000 x 7 yıl= 126.000 TL harcamış oluyor.

Yüksek lisansı bitirmiş bir genç hayata 200.000 TL borçlu başlarken, meslek lisesi mezunu bir genç ayda 3.000 TL alarak 30 yaşında (aldığı ücreti sabit tuttuğumda bile) 430.000 TL para kazanmış olmaktadır.

Herkesin okuması hem Türkiye’ye hem ailelere bir külfettir.

Türkiye’de işsizliğin temel nedeni herkesin birbirine benzer nitelikte eğitime razı olması.

Oysa piyasanın ihtiyacı bu değil.

Demek ki sorunun kaynağı devletin her üniversite mezununa iş bulmamasından değil (kaldı ki üniversite mezunu olmak iş garantisi vermemektedir) halkın üretmeden maaş almak yönündeki ısrarından doğuyor. Oysa Kâtip Çelebi’den beri biliyoruz ki devletin adalet çarkının çevrilebilmesi için esnaf/zanaatkâr/çiftçi tabakanın korunması gerekir. Bu kadar üniversite ve bunca mezun varken, herkesin öğretmen/mühendis/mimar olması, mümkün değil.

Üniversiteyi bitireyim diyen yüzbinlerce genç aslında ailelerine bir daire parasına yakın bedel ödetiyor.

Oysa meslek lisesini bitiren genç aynı sürede en az 2 daire alacak kadar para kazanmış oluyor.

Üniversite gençliği piyasaya uyuyor. Onlara “kitap okuyun” deniyor.

Anne ve babalar, esnaf/zanaatkâr/çiftçi olduğu için evlatlarını mimar/mühendis/öğretmen olarak yönlendirmektedir.

Oysa bu yöneliş ana-babalara beher evlat için bir konut bedeli kadar maliyet oluşturmaktadır.

Üstelik mesleklerini bıraktıkları için ara meslekleri göçmenler aldı.

Türkiye’de aydınlara bakın….

Bu aydınların hepsi gençliğe “kitap okuyun” demektedir.

Piyasadan habersiz olan bu aydınlar binlerce kitap okumuş gençlik yetiştireceğim derken Türkiye’nin ara eleman ihtiyacına cevap verecek fikirden uzaktadır.

Türkiye’de muhafazakâr kesimin aydınları “adam okutalım” diyerek iktisadî hayatın ihtiyacı olan meslek adamlarını (usta, kalfaları, vasıflı elemanları) kaybetmektedir.

Oysa ticareti olmayan bir milletin varlığı da olmayacaktır.

1980’de muhafazakâr kesimde başlayan kamusal alan mücadelesi üzerinden 40 yıl geçti.

Bu kadar sürede muhafazakâr kesimin aydınlarından biri dahi çıkıp da “kardeşim artık zekât fonlarını öğrencilere vermeyelim” demedi.

Binlerce STK, halkın zekât fonunu işsiz-mezunlar için savurdu.

Muhafazakâr aydınlar 1000 kitaplık listeler okutuyor.
500 filmlik listeler hazırlıyor.

Bu çabalar beher genç başına 200.000 TL borç demektir.

Aileler artık meseleyi görmelidir.

Musluk tamircisini, demir doğramacı ustasını, berberi hor görmeyin abiler.

Çırak uyanıyor…

Comments are closed.