Skip to content

Kahramanın Savaşı ve Zühdü

İnsan ikidir: Maddi insan Manevi insan. Maddi insan dünyaya gömülüdür. Manevi insan ahirete doğru yaşar ve kahramanlık eylemini zühd haline getirir.

Geçmiş âlimler mezarlarını kazarak içine uzanırlar ve geceyi mezarlarında geçirirlerdi. Kahramanlar, “mezarda yaşayan” olarak hayatı göğüsler.

Gerçek kahramanlar, “metafizik sorgulama” yapmış şahsiyetler olarak savaşlardan doğarlar. Büyük fikirler, savaş koşullarında neşet eder.

Tarih oluştan bozuluşa doğru “hareket” eder. Yoksa ilkelden kemâle doğru “ilerlemez.”

Kahramanlar savaş halinde dahi manevi bir hayat yaşar. Kavga etmek kahramanlık değildir. Kavgacılar maddenin peşinde savaşır.

Hayvanlar insandan farklı olarak “kahramanlık” duygusu ile yaşarlar. Çünkü hayvanlar için yaşama alanı (yeryüzü) bir savaş alanıdır.

Kentlerin sıradan gelgitleri içinde ömrünü tüketen çoğu insan “kahramanlık” duygusunu tatmadan yaşar.

Kahraman kişi beden ve bedenî hayat gibi fani şeyleri aşmış “ferd” adamdır. O, ölümüyle bütün fani şeylerin metafizik yokluğunu ifşa eder.

Kahraman kişi “ölürsen göğü kazanacaksın, o halde kalk ve savaş” düşüncesiyle yaşar. O kişi ölümle yok olmayan bir varlıktır.

Kahramanın tahayyülünde yokluk yoktur, hareket vardır.

Ruh ölmez, don değiştirir.

Kahraman dünyayı ve içindekileri terk ettiği için “ruh adam” olmuştur. Ruh ise ölümle öldürülemezdir.

Tabiatta her şey hareket eder (Molla Sadra); Taşlardan bazıları vardır ki, Allah korkusundan aşağı atlar (ayet).

“Türk olmak” taştaki bu ruhlaşmanın aynası haline gelmek demektir.

Comments are closed.