Skip to content

Posts tagged ‘İnsanın Atası’

Namık Kemal Zeybek’in Türklük Hakkındaki Görüşleri 1

Namık Kemal Zeybek, Türk’ün İnancı adlı kitabının “Giriş” bölümünde Türklerin eski dinleri hakkında söylenegelen “Şamanlık” nitelemesini Orhun Yazıtları’nda karşılığını göremediği için kabul etmediğini ifade eder.

Müellif çocuk yaşlarında okuduğu Orhun âbidelerinde “Atalarımızın Tek Tanrı’ya inandığının, hadiselerin O’nun isteğiyle gerçekleştiğinin, yardımın da Tanrı’dan istenmesi gerektiği”nin anlatıldığını fark ettiğini belirtir. Uzun yıllar “Türkler eskiden de tek Tanrı’ya inanırlardı” düşüncesini savunduğunu ancak okumaları derinleştikçe eski Türklerin “Tek Tanrı” inancının aslında “Varlığın Bütünlüğü-Varlığın Birliği” inancı olduğunu anladığını ifade eder. Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre’nin Arap Müslümanlığından ayrıldığını, Türk inancını koruyarak İslâm’a yorum getirdiğini ileri sürer. 

Kitap otuz altı yazıdan oluşturulmuş, bölümlere ayrılmamıştır. Müellifin düşüncelerinin hülasası, “Giriş” başlıklı ilk yazıda yer almış, “Giriş”ten sonra gelen her metnin öncesinde ayrı sayfa açılarak bir alıntıya (veya yazarın kendi açıklamasına) yer verilmiştir. Kitapta “Kaynakça” bulunmamakta, yazılarda yer alan alıntıların büyük kısmında künyeye yer verilmemektedir. Yazar kitabının sonunda çalışmasını “bitik(g)” olarak tanımlamaktadır. “Bet” sayfa, “betik(g)” ise yazıt, taş üzerine kazınan şey veya kitap demektir.

Kitabın “Giriş” başlıklı yazısının “Türk inancı beyannamesi” düşüncesiyle kaleme alındığı ifade edilebilir.

Müellif bu yazısında “Türk İslâmı” kavramı kullanarak düşüncesini “Arap Müslümanlığı”ndan dört noktada tefrik etmektedir: 1) Türk İslâmı’nda Varlık Birliği inancı vardır; Tanrı, yaratılanı kendinden yarattığından Halik ile mahlûk birdir. Arap İslâmı’nda ise Tanrı varlığı yoktan yaratmıştır; 2) Türk İslâmı’nda amaç Tanrı’ya ulaşmaktır. Cennet umudu ve korkusu yoktur. Arap İslâmı’nda ise amaç kişinin ölümden sonra kabirde sorguya çekilerek ve Kıyamet’te de yargılanarak imtihanı başarması ve Cennet’e ulaşmasıdır; 3) Türk İslâmı’nda Tanrı’ya ulaşmanın yolu iyi ve erdemli olmak iken, Arap İslâmı’nda Tanrı’ya ulaşmanın yolu namaz kılmak, oruç tutmak ve Hacc’a gitmektir; 4) Türk İslâmı’nda tapınmak yürekten yöneliştir. Tapınma sırasında çalgı, ezgi, raks ve sema vardır. Arap İslâmı’nda ibadet Arapça Kur’an okumakla yapılır (Zeybek, 2017:10).

Namık Kemal Zeybek, “Giriş”te kitabının üç amaçla kaleme alındığını da ifade etmiştir:

1) Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından dinler özgürlük alanı buldu; Arap Müslümanlığı yükselişe geçti. Türkî cumhuriyetlerde bu gelişmeye karşı bir arayış başlatıldı ve Tengricilik akımları doğdu. Tengricilerin sayısının artması “din adamları”nın ortaya çıkmasına ve halk söylencelerini “din” diye pazarlamalarına yol açtı. N. K. Zeybek, kitabının ilk amacının Tengricilere bu inancın gerçeğini anlatmak olduğunu belirtir;

2) Türk inancının “Şamanizm” veya “Türk mitolojisi” şeklindeki kabullerle ilişkisi bulunmadığını göstermek;

3) Türk’ün hangi dini kimliği (Müslüman, Hıristiyan, Musevî, ateist) kabul ederse etsin, “Türk” olduklarını unutmadan yaşamasını anlatmak, üçüncü amaç olarak gösterilmiştir. Müellife göre “Türk olmak, Tanrı’ya yakın olmak, insana ve doğaya sevgiyle yaklaşmak, iyi insan olmak” demektir (Zeybek, 2017:11).

Kitaptaki tezlere göz gezdirelim:

Tarih ve Uygarlık Türk’le Başladı:

Namık Kemal Zeybek’in kitabının “Giriş” başlıklı ilk yazısından sonra gelen yazı, “Tarih Türk’le Başladı” başlığı taşımaktadır. Bu metinde László Rásonyi’nin “Tarihte Türklük” ve Jean Paul Roux’un “Türklerin Tarihi” kitaplarından, Koppers’ten nakillere yer verir.

Zeybek’e göre on bin yıl önce tarım uygarlığını Türkler başlatmış, diğer kavimler Türklerin uygarlaştırıcı etkileriyle ortaya çıkmıştır. Türklükten çıkmak ve akıl-bilim çizgisinden uzaklaşmak nedeniyle Türklük tarihteki misyonunu önce İngiltere’ye ve ardından ABD’ye kaptırmıştır. Zeybek’e göre bu misyon yeniden Türkleşmek ve bilim-akılı yol gösterici yapmak suretiyle tekrar kazanılabilecektir (Zeybek, 2017:16).

Müellife göre “Türk milleti insanlık tarihine çıkan ilk budundur. Çünkü budunların ortaya çıkmasını sağlayan tarım uygarlığını Türkler bulmuştur. Diğer kavimlerin oluşmasını da Türk yönetimleri sağlamıştır” (Zeybek, 2017: 21).

İnsanlığın Bütün Kavimleri Türklükten Neşet Etmiştir:

Çin kavmi şöyle oluşmuştur: “Türklerin Çu boyu Çin topraklarına gitti. Orada avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan halkları, sahip olduğu uygarlığı altında topladı. Onları yönetti, devletler kurdu. O devletler Çin kavmini oluşturdu” (Zeybek, 2017:19-20).

Zeybek’e göre “Sümerler denilen halk Ortalık Asya’dan gelip Mezopotamya’ya yerleşen bir Türk boyudur. Yazıyı ilk onların bulduğu zannedilir. Gerçekte onlar yazıyı ve tarım uygarlığını Ortalık Asya’dan alıp getirdiler. Onlara tarım uygarlığını öğrettiler. Kendileri kaybolup gittiler. Arap kavminin, Yahudi kavminin ortaya çıkmasını onlar sağladılar. İbrahim onlardandı (Türklerdendi). Araplar İsmail soyundan, Yahudiler İshak soyundan değildir. Onların soyu (Türk olan İbrahim’in oğullarından gelen soy) Sami kabilelerini kavimler haline getirdi. Ortalık Asya’dan bir boy Güney Avrupa’ya gitti. Adlarına Etrüksler denir. Roma’yı kurdular. Bunun alâmeti dişi kurdun emzirdiği iki insan yavrusudur. Onlar Latinler denilen boylardan kavimler oluşmasını sağladılar. Sonra Orta ve Kuzey Avrupa’ya yöneldiler. Avrupa’nın görkemli dağlarına Alp dediler. Birçok ad, onların dilinden yani Türkçeden gelmiştir. Ortalık Asya’dan kimi boylar da Amerika kıtasına gittiler. Orada Toltek, Maya, İnka, Aztek devletlerini kurdular. Yani tarım uygarlığını Ortalık Asya’da ortaya çıkaran Türklerdi. Tarım uygarlığını dünyaya yaydılar. Kavimler böyle oluştu” (Zeybek, 2017: 20).

Zeybek, Türklerin Ari ırkından geldiğini de ifade eder: “James Churchward Mu’nun Kutsal Sembolleri adlı kitabında Ari ırkı Batılıların atası sayıyor. Gerçekte bütün ırkları uygarlaştıranlar Türklerdir ve onlar Arilerdir. Ari sözcüğünün kendisi de Türkçedir” (Zeybek, 2017: 26).

Zeybek’in görüşleri,Orhun Âbideleri’yle delillendirilebilecektir. Kül Tigin âbidesinin doğu yüzünde “Üstte mavi gök, altta vağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmıs, insan oğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş” ifadesi bulunmaktadır (Ergin, 2015: 41). Bu ifade Türk “kağan”larının Tanrı tarafından Hz. Âdem gibi yaratıldığı yorumuna açık görünmektedir. Namık Kemal Zeybek’in ileri sürdüğü görüş de bütün insanlığın atasının “Türk” olduğu tezine çıkmaktadır.

Ancak Oğuz Kağan destanında Hz. Nuh’un oğullarının bulunduğu ve yeryüzünü oğulları arasında pay ettiği ifade edilmiştir: “Nuh Peygamber (as) yeryüzünü oğulları arasında bölüştürdüğü zaman büyük oğlu Yafes’e Doğu illeri ile Türkistan’ı ve o tarafı verdi” (Togan, 1982: 17).

Oğuz Kağan destanı kapsamında Zeybek’in insanlığın (ve hatta Arap kavminin, Yahudi kavminin) Türklükten neşet ettiği düşüncesinin kabulü mümkün değildir.

  • Ergin Muharrem, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, 2015
  • Togan Zeki Velidi, Oğuz Destanı-Reşideddin Oğuznâmesi Tercüme ve Tahlili, Enderun Kitabevi, 1982
  • Zeybek Namık Kemal, Türk’ün İnancı, Doğan Kitap, 2017